• Ana Sayfa  
  • Aksaray’ın Prensi, Teşkilatının Üvey Evladı…
- Siyaset

Aksaray’ın Prensi, Teşkilatının Üvey Evladı…

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde Aksaray’da bir prens varmış. Ancak Kül Kedisi’nin prensese dönüştürülmesi nasıl üvey evlat olduğu gerçeğini değiştirememişse, bu zâtın prens yapılması da kendi teşkilatında üvey evlat muamelesi görmesini engelleyememiş. Masal dinlemeyi sevenlerin dikkatini çektiğime göre gelelim gerçek hayata. Masallarla halkı uyutmak benim değil onların işi. Aksaray Belediye […]

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde Aksaray’da bir prens varmış. Ancak Kül Kedisi’nin prensese dönüştürülmesi nasıl üvey evlat olduğu gerçeğini değiştirememişse, bu zâtın prens yapılması da kendi teşkilatında üvey evlat muamelesi görmesini engelleyememiş.

Masal dinlemeyi sevenlerin dikkatini çektiğime göre gelelim gerçek hayata. Masallarla halkı uyutmak benim değil onların işi.

Aksaray Belediye Başkanı Evren Dinçer, 2019 ve 2024 yerel seçimlerinde halk iradesiyle 2. kez belediye başkanı seçildi. Aksaray halkının çoğunluğu AK Parti seçmeninden oluşmakta. Yani halk Evren Dinçer’e değil AK Parti’ye oyunu verdi. AK Parti, Aksaray’da seçime kimi koyarsa o seçilir. Bunun kanıtını bir sonraki seçimde göreceğiz. Değerlendireceğim konu Evren Dinçer’in bir kere daha aday gösterilip gösterilmeyeceği…

Edindiğim kulis bilgilerine göre yolcudur Abbas bağlasan durmaz. AK Parti Aksaray heyetinin kol kola girip Ankara’ya kardeşçe gidip geldiklerine bakmayın. Kapalı kapılar ardında neler dönüyor neler… Duyumlarıma göre AK Parti Aksaray Milletvekili Hüseyin Altınsoy’la aralarında yaşanan bir tartışmadan sonra Dinçer’e karşı diğerleri de soğuk bir tavır takınmış. Ailenin dışlanan üvey evladı muamelesi görmeye başlamış Başkan Dinçer. Hal böyleyken Dinçer’in tekrar aday gösterilmesi kendi teşkilatı tarafından istenmiyor. Yeni aday AK Parti Aksaray İl Başkanı Hamza Aktürk. Aktürk, kimine göre ılımlı kimine göre ise korkak bir siyasetçi. Benim emin olduğum tek şey ise taziye evlerinden, çarşıdan, pazardan çıkmadığı. Bu da boşuna değil elbet. Aksaray AK Parti Teşkilatı, el birliğiyle Aktürk’ü ön plana çıkarma ve parlatma peşinde. Aktürk, seçime daha çok zaman olmasına rağmen her türlü ihtimali göz önünde bulundurarak arı gibi seçime hazırlanıyor. Evren Dinçer, tabiki bu durumların farkında, elinden bir şey gelecek mi yoksa kaderine razı mı gelecek göreceğiz… Eğer Dinçer, arka plana atılmak istemez ve duruma itiraz ederse Dinçer’e milletvekilliği teklif edilecek. O da büyük ihtimalle: “Başkan olamıyorsam milletvekili olayım” diyerek kabul edecek. Belki mecliste milletvekili olarak belediye başkanlığından daha iyi bir performans gösterir.

Aksaray halkının en temel iki mağduriyeti var. Birincisi yıllardır vatandaşı sanayiye mahkum eden bozuk yollar, ikincisi ise içilemeyen sular.

Geçtiğimiz sene; Büyük Bölcek Caddesi’nin yol çalışmaları bir türlü bitmeyince ve tepkiler çoğalınca Evren Dinçer’in en büyük silahı, yani sosyal medya devreye girdi ve Dinçer, “17 gün içinde bitmezse istifa dilekçeni yazıyor musun?” repliğiyle havalı, iş bitirici belediye başkanı olarak sosyal medyaya servis edildi. Tahmin edileceği gibi yol, Dinçer’in verdiği sürede bitirildi. Bitirildi de neden 40-50 yıldır var olan o güzelim ağaçları kestiniz? Siz değil misiniz her fırsatta elinize fidan alıp boy boy fotoğraf çektiren? O ağaçlar Belediye Başkanı Evren Dinçer’e sorulmadan mı kesildi? Dinçer, sosyal medyada yansıtıldığı gibi doğa dostu bir başkansa neden “ağaçları kesmeyin” demedi? Ağaç kesmeden kaldırım döşeyemiyor musunuz, bu kadar yetersiz ve beceriksiz misiniz? Yoksa zihniyetinizin temel taşı olan ağaç düşmanlığından ibaret mi B. Bölcek Caddesi’ndeki ağaç kıyımı?

Belediyenin sosyal medya hesabındaki paylaşımların altına gelen olumsuz yorumların silinmesi apayrı bir hadsizlik. Sizi seçen halkın düşüncelerini görmezden gelmek, yorumlarını silmek ve onları engellemek size hiçbir şey kazandırmaz. Aksine batan geminizin daha fazla su almasına sebep olur.

Yabancı milletler uzaya istasyon kuruyor, Aksaray’da yaşayanlar ise 2026 yılında Aksaray’ın çukurlarla dolu yollarından dolayı mağduriyet yaşıyor. Mesela Yavuz Sultan Selim Mahallesi sakinleri. Size oy veren ve hizmet alamadığı için çırpınan o insanlar, neden görmezden geliniyor? Dağınık bir mahalle olmaları orada ikamet eden vatandaşların düzgün bir yola ve altyapıya sahip olmalarına engel mi?

Aksaray Belediyesi’nin şu anki yönetimi ve liyakatsiz çalışanları AK Parti’ye çok oy kaybettirdi. Bu önümüzdeki seçimde sandığa yansıyacaktır.

Su konusunda ise belediye sürekli su tasarrufu çağırısında bulunuyor. Konuyla ilgili yaptığı tek şey bu. Bunu da sosyal medyaya içerik olsun diye yapıyorlar. Aksaraylılar evinin musluğundan su içemiyor ki tasarruf etsinler. Evlerimize gelen suyla yaptığımız tek şey duş almak, onu da mı yapmayalım? Bizzat suyla ilgili yaşadığım bir sorunu ifade etmek istiyorum. Geçen yıl, sadece duş almak, el yüz yıkamak için kullandığım sudan dolayı avuç içlerimde kontakt dermatit hastalığı meydana gelmişti ve musluktaki suyu kullandığım sürece avuçlarım daha da kötü olmuştu. Evlere gönderilen su muhakkak incelenmeli. Aksaray’da yaşayan insanlar evlerinde temiz, içilebilir suya hasretler. Yollarda insanlar ellerinde şişelerle bazı noktalarda bulunan çeşmelerden evlerine su taşıyorlar. Bu inanılmaz bir durum. Bu konuyla ilgili tüm vatandaşlar ses çıkarmalı ve temiz içme suyuna evlerinden erişebilmek için yetkililere her gün yazmalı.

Son konu ise Aksaray Belediyesi’nin sosyal medya ekibi.

Lise ve ortaokul mezunu çalışanlardan oluşan bu ekip, (sanırım içlerinden sadece biri üniversite mezunu, o da İngilizce öğretmenliği bölümünden) beceriksizliğin ve yetersizliğin timsali. Saatin tek noktayla yazıldığını bile bilmeyen bu kişiler (18.30) torpilli olarak işe girmiş olmanın verdiği rahatlıkla ayaklarını masalara uzatarak mesai doldurmakta. Yapay zekanın yazdığı haberleri okumak bile onlara ağır geliyor. Ben liyakatsiz çalışanlarınızın yerine Aksaray’daki gazetecilik mezunlarına istihdam sağlayın dediğim için çok incinmişler. Benim amacımın belediyede işe girmek olduğunu söylüyorlarmış. Ben Adalet Meslek Lisesi ve Adalet Meslek Yüksekokulu mezunu, F klavyede 3 dakikada 120 kelimeden fazla yazan bir zabıt katibiyim. (İletişim fakültesi gazetecilik eğitimimin yanı sıra) AKP’li herhangi bir bünyede nefes alabilecek biri olsaydım yıllar önce partiye üye olur, hakkım olan memur maaşını uzun zamandır alıyor olurdum. Ben ise işsiz kaldım; yeri geldi garsonluk yaptım, yeri geldi güneşin altında broşür dağıttım. Bunu niye anlatıyorum çünkü sizler hayatınız boyunca sokaktaki kedinin köpeğin, dağdaki kurdun kuşun ve kendiniz dışında bir insanın hakkını savunmamış insanlar olarak algılayamamışsınız. O yüzden tekrar söyleyeceğim: Sizlerin aldığı 45-50 bin TL maaşı şehirdeki gazetecilik mezunu gençler hak ediyor.

Hangi parti olursa olsun ülkemizin her yerinde maalesef durum bu. Bir yerden başlamak gerekiyordu; menfaatin bürüdüğü gözlere fener tutmaya, ben de sizden başladım.

Ebu Hüreyre -radıyallâhu anh- şöyle anlatır:

Hz. Peygamber aleyhissalatü vesselam Efendimiz bir yerde sahabileriyle konuşurken bir bedevî çıkageldi ve:

“Kıyamet ne zaman kopacak?” diye sordu.

Resulullah Efendimiz (asm) sözlerini kesmeden konuşmalarına devam ettiler.

Bunun üzerine sahabilerden biri:

“Bedevînin sorusunu duydu, fakat soruyu beğenmedi.” dedi.

Bir başkası da:

“Hayır, soruyu duymadı.” dedi.

Resulullah aleyhissalatü vesselam Efendimiz konuşmalarını bitirince:

“Kıyamet hakkında soru soran nerede?” buyurdular.

Bedevî:

“Buradayım, ya Resulallah!” dedi.

“Emanet zayi edildiği zaman kıyameti bekle!” buyurdular.

Bedevi:

“Emanet nasıl zayi olacak?” diye sordu.

Resul-i Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz de:

“Emanet ehil olmayan kimseye verildiği zaman kıyameti bekle!” buyurdular. (Buhari, İlim 2, Rikak 35)

Gündem Blog Haberler