Bu yazımda, açlık kavramını toplumsal bağlamda şu başlıklarda ele alacağım: Fizyolojik açlık, cinsel açlık ve ahlaki açlık.
- Fizyolojik açlık
Fizyolojik açlık, vücudun enerji ve besin ihtiyacını karşılamak için verdiği doğal ve biyolojik sinyaldir. Yani gerçekten yemek yemen gerektiğini gösteren gerçek açlıktır.
İçinde yaşadığımız ülkede toplum; fizyolojik açlığı, ekonomi kaynaklı yaşar. Milyonlarca kişi asgari ücret ve emekli maaşlarıyla, aralıklı olarak açlık çekmektedir. Açlık, bireyde olumsuz bazı durumlara yol açar. Örneğin; bedeni zayıflatır, zihni yavaşlatır, psikolojiyi bozar. Bireyde yaşanan bu durumlar, toplumda; suç oranlarının artması, sosyal huzursuzluk, eşitsizliklerin derinleşmesi, göç ve ekonomik krizlerin tetiklenmesi şeklinde zuhur edebilir.
- Cinsel açlık
Cinsel açlık, bireyin cinsel dürtü ve gereksinimlerinin yeterli düzeyde karşılanmaması sonucu ortaya çıkan, temelde biyolojik ve fizyolojik süreçlere dayanan bir durumdur. Bu olgu, organizmanın üreme ve haz odaklı işlevleriyle ilişkilidir.
Dini ve sosyokültürel faktörlerle cinselliğini bastıran toplum, arzusundan doğan davranışları gizli saklı yapmaya çalışır çünkü cinsellik, zihninde utanç kavramıyla kodlanmıştır. Ergenliğinden itibaren içindeki haz canavarını doyuramayan bireyler, cinselliğe aç bir toplumu oluşturur. Çoğu evlilik, toplumsal baskıdan kurtulup özgürce çiftleşebilmek ve üreyebilmek için yapılır. Erkek veya dişi birey, haz seviyesini artıramayınca başka partnerler aranmaya başlanır. Bir diğer ihtimal de ise üretim sağlanmış, görev tamamlanmıştır.
Toplumsal düzlemde cinsel açlık, çıplaklığa olan rağbetle kendini gösterir. Bu durum ise beşeri olan her şey de cinselliği anımsatacak imgelerin kullanılmasıyla pratikleşir. Mesela Magnum reklamlarında kadın vücudu, dondurmanın vereceği hazla örtüştürülerek bir cinsel meta olarak sunulur. Pazarlanan dondurmaymış gibi görünse de aslında kadın bedeni üzerinden bir tüketim arzusu yaratılmaya çalışılır. O an canınızın dondurma çektiğini düşünebilirsiniz, bunu size düşündüren cinsel açlığınızın tetiklenmesidir. Bu tetiklenmenin doğal bir sonucu olarak haz isteği meydana gelir. Hedef kitlenin öznesi, haz isteğini gerçekleştirebilmek adına gidip dondurmayı almak isteyecektir. (Yanında bir partner bulunmuyorsa.) Dondurmayı aldığını varsayarsak yerken yaşadığı haz, suni bir zevkten ibarettir. (Hedef kitle erkek vücudu arzulayanlar ise Biscolata reklamlarını örnek verebilirim.)
Bu çerçevede cinselliğin örtülü veya örtüsüz bir şekilde işlendiği her alan, (sinema, televizyon, müzik gibi) cinsel açlık çeken bir toplum tarafından rağbet görecek ve tatmin olma amacıyla, araç olarak kullanılıp hızlı bir şekilde tüketilecektir.
- Ahlaki açlık
Ahlaki açlık, bireyin ya da toplumun etik ilke, değer ve normlara yönelik duyarlılığının zayıflaması veya yetersiz kalması durumunu ifade eden, felsefi ve sosyolojik bir kavramdır.
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir ” hadis-i şerifini yaşayan bir toplumdan, açlıktan ölen insanları umursamayan bir topluma dönüştük. Elbette bu dönüşüm kendiliğinden olmadı. İdeal bir toplumun sahip olması gereken adalet, eşitlik, refah gibi en önemli etkenler ortadan kalkmaya başlar ise toplumun ahlaki olarak açlık çekmesi ve bu yetersizliğe rağmen doyuma ulaşamaması olağandır. Ahlaki açlık, bireyin fizyolojik açlığında olduğu gibi toplumu kaçınılmaz sona sürüklemektedir. Bu sürüklenişte toplumun bir arada kalabilmesini sağlayan bağlar zayıflar ve toplumsal hafıza zarar görür. İlerleyen süreçte bağlar tamamen kopar ve ortak değerler yok olur. Böylece ahlaki açlık, yavaş yavaş yayılan bir salgın gibi toplumların sonunu getirir.
Ceren Nergiz

|